UX tasarımında temel hedeflerden biri, sistemin yararlılığının (usefulness) yüksek olmasıdır; çünkü amaç insanların sistemi kullanmasıdır. Örneğin bir web sitesinin amacı, insanların siteyi tekrar tekrar ziyaret etmesidir. Satışa sunulan bir şeyse insanların onu satın almasını isteriz. Ardından da onu başkalarına tavsiye ederler. Ancak “yararlılık”, tasarımda iki ayrı kalite ölçütünü ortaya çıkarır.
Yararlılık = İşlevsellik (Utility) + Kullanılabilirlik (Usability)

İşlevsellik, sistemin ne yaptığıyla ilgili sorudur. İşte üç temel ve önemli soru:
Sistemin (web sitesi, uygulama vb.) gerekli özellikleri var mı?
Sistem, kullanıcının gerçek bir ihtiyacını çözüyor mu?
Sistem, insanların yapmak istediği bir şeyi yapıyor mu?
Elimizde en harika ve en güzel arayüz tasarımı olsa bile bu yeterli olmayabilir; yukarıdaki üç soruya “EVET” yanıtı veremeyebiliriz. İnsanlar istediklerini yapmayan bir sistemi neden kullansın? Hem özellikler doğru olmalı hem de işlevsellik yüksek olmalıdır. Ancak bunların yanında kullanılabilirliğin de yüksek olması gerektiğini söylemeliyiz.
Kullanılabilirlik şu sorulara yanıt verir:
İnsanlar kullanıcı arayüzünü öğrenebiliyor mu?
İnsanlar sistemi anlayıp yeterince iyi kullanabiliyor mu?
Kullanılabilirlik yüksek değilse özellikler erişilemez olabilir. Sistemi anlayamıyor ve özelliklerin nasıl kullanılacağını öğrenemiyorsanız o özellikler aslında yok demektir; çünkü onları kullanamazsınız. İşte bu yüzden kullanılabilirliğe ihtiyacımız var. Sistemin özellikleri açıkça görünür ve dikkat çekici olmalıdır: “öğrenmesi kolay, kullanması kolay”.
Ürünün bütününde başarılı olmak istiyorsak bu iki ölçütte de yüzde yüz başarılı olmalıyız; ikisini aynı anda sağlamalıyız. Neyse ki ikisini de inceleyebileceğimiz kullanıcı araştırması yöntemleri var. İkisinde de başarılı olup yüksek işlevsellik ve yüksek kullanılabilirliğe ulaşırsanız tasarımınız yüksek yararlılığa sahip olur. Amaç insanların onu kullanması, siz de bunu başardınız! Başarıyı yakalayacaksınız.

Kaynaklar:
1. https://www.nngroup.com/ (Jakob Nielsen)
